Haber Detayı
12 Mayıs 2020 - Salı 22:12
 
Süresiz nafaka zulmünün 32. yılı
Ayrılık sonrasında yeniden yuva kurmayı zorlaştıran, aileleri problem yumağına çeviren, hem erkekleri hem de kadınları birçok açıdan mağdur eden süresiz nafaka uygulaması 32’nci yılına girdi. Hukukçular ve STK temsilcileri, mağduriyetlere engel olacak bir düzenleme yapılmadığı takdirde koronavirüsten çok sonra bile hâlâ bu zulmün konuşuluyor olacağına dikkati çekiyor.
GÜNDEM Haberi
Süresiz nafaka zulmünün 32. yılı

Medeni Kanun’un toplumdaki en ağır etkisinin görüldüğü süresiz nafaka uygulaması, yürürlükteki 32’inci yılına girdi. Tam 32 yıldır tartışmaların odağında olan müebbet nafakanın toplumsal doku ve aile hayatında oluşturduğu sorunları dile getiren STK temsilcileri ve hukukçular, adil çözüm için yetkililere yol gösterecek ifadeler kullandı. Süresiz nafaka, 1988’de hayatımıza girdi. 743 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 134’üncü maddesi gereği en fazla 1 yıl olarak uygulanan nafaka, 12 Mayıs 1988 tarihli değişiklikle süresiz hale getirildi. Boşanan kadının kusurlu olması durumunda dahi boşandığı erkeğin kendisine ömür boyunca belirli miktarda ücret ödemesini öngören nafaka uygulaması, yürürlüğe girdiği günden beri tartışmaların odağında.

Korona biter nafaka bitmez

Ayrılık sonrasında yeniden yuva kurmayı zorlaştırdığı, şiddet vakalarını tırmandırdığı, hem erkekleri hem de kadınları mağdur ettiği yönde eleştirilen uygulamanın 32 yıllık serüvenini Akit’e değerlendiren uzmanlar, “Korona biter nafaka bitmez” serzenişinde bulunuyor.

1988 yılına kadar 1 yıl ile sınırlı tutulan sistemin feminist baskı ile değiştirildiğini hatırlatan Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu Başkanı Mesut Arabul, “Son 20 yıllık rakamlara göre boşanmalar yaklaşık yüzde 60 artmış durumda. Ülke nüfusu 20 yılda yüzde 30 artmasına rağmen evlenenlerin nüfusa oranında artış olmadı. Çünkü süresiz nafaka ödeyen erkeklerin bir çoğu, ömür boyu borç yükümlüsü olduğu için bir daha evlenmeyi düşünmüyor. Kadınlar ise erkeği SGK gibi görerek aldıkları nafaka ile istedikleri hayatı yaşadıkları için de bir daha evlenmiyor. Nafaka ödemesini yapamayan erkeğe icra davası açılıyor. Ödeyememesi sonucunda cezaevine atılıyor. Bu süre zarfında borcun katlanarak çoğalması, erkekleri içinden çıkılamaz bir kaosa sürüklüyor. Şiddet olayları da bu şekilde artıyor. Siyasi partiler ve milletvekillerinin, 2 milyon kişiyi etkileyen bu zulmüne son vermesi gerekmektedir” dedi.

Kopmayan bağdan şiddet doğuyor

Süresiz nafaka ile ayrılan çiftler arasında bağların kopmadığını, bu sebeble süreç içerisinde şiddet vakaları yaşandığına değinen Avukat Begüm Gürel ise nafakanın 3 çeşit olduğunu ve burada ‘yoksulluk nafakası’ üzerinde durulduğunu söyledi. Kanundaki ‘süresiz’ ibaresinin, boşanmadan dolayı yoksulluğa düşecek eşin diğer eş tarafından, şartları bulunduğu sürece ekonomik yönden desteklenmesi olduğuna değinen Gürel, erkeklerin de kadından nafaka talebinde bulunabileceğini ama bunun fazla örneğinin olmadığını ifade etti.

Virüs ile mücadele sürecinde nafaka alacağına ilişkin olanlar haricindeki tüm icra takiplerinin durduğuna da dikkati çeken Gürel, “Salgın sebebiyle, işten çıkarılan ya da ücretsiz izne çıkarılanlar nafakayı nasıl ödeyecek, ödeyememeleri halinde yine mi cezalandırılacak? Ne yazık ki şu an için bu sorulara cevap verecek düzenleme yok” dedi. 1 aylık evliliklerde dahi çok uzun süre nafaka ödemek zorunda kalanların bulunduğunu hatırlatan Güler, “Bu da ne yazık ki hem taraflar arasındaki bağın kopmasını engelliyor hem de nafaka yükümlüsünün psikolojisini yaralıyor. Bu da şiddet olaylarının doğmasına sebep oluyor. Biz evliliğin süresine, tarafların sosyal, ekonomik ve kusur durumuna bağlı olarak toplu şekilde nafakaya hükmedilmesini öneriyoruz. Böylelikle de taraflar arasındaki bağ da kopmuş olacaktır” dedi.

Kaynak: (yeniakit) - yeniakit.com.tr Editör: Araştırma Haber Gazetesi
Etiketler: Süresiz, nafaka, zulmünün, 32., yılı,
Yorumlar
Haber Yazılımı